Türkiye Yazarlar Sendikası

Salı, Temmuz 16, 2019

Please update your Flash Player to view content.

Arama

Site Çeviri

Turkish English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 42 ziyaretçi çevrimiçi
Anasayfa

Basın Duyurusu

Enver Ercan'ı Sonsuzluğa Uğurluyoruz

GÜLE GÜLE ŞAİR BAŞKAN!

 

Değerli Yazarımız,

 

Ağabeyi Cemal Süreya, “Her ölüm erken ölümdür.” demişti 59 yaşında.

Kardeş Enver Ercan da önce “Eksik Yaşam” dedi ilk kitabında. Sonra da “Sürçüyor Zaman”, “Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman”, “Türkçenin Dudaklarısın Sen” dedi ve sonsuzluğa gitti 59 yaşını bitirdiği günün sabahında.

Doğum günün kutlu olsun sevgili başkanımız.

Seni yıllarca evin bildiğin (2005-2011) Sendikana verdiğin emekle,  yeni şiirimizin belleğini tazelemek için verdiğin uğraşla ve bıçkın, arı duru şiirlerinle hep anımsayacağız.

“Üstün başın boydan boya gökyüzü

Çocukların ellerine bulaşsın dursun

Nasıl olsa

Hâlâ güzel masallara inanıyorsun” diyordun “Gece” şiirinde.

“Eksik Yaşam” dedin “Üstü kalsın” diyen ustan, ağabeyin Süreya gibi.

Ama o gökyüzü  “eksik” olmayacak üstünden ve çocuklar tutacak ellerinden sözcüklerinin...

 

Sonsuzlukla ve sözcüklerle uyu sevgili şair başkan!

 

23 Ocak 2018 Salı günü saat 10.00’da Kadıköy Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde bir tören düzenlenecektir. ( Kadıköy Deniz Oteli’nin caddesi, İskele Sokak, No. 43)

Enver Ercan’ın cenazesi Altunizade İlahiyat Camii’nden öğle namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlanacaktır.

 

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

KADIKÖY KİTAP GÜNLERİ İMZA GÜNLERİ

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

KADIKÖY KİTAP GÜNLERİ

İMZA GÜNLERİ

3 Haziran Cumartesi

Sabah:

Öğle: Nusret Karaca, Ertan Mısırlı, Fügen Kıvılcımer, Ercüment Akdeniz

4 Haziran Pazar

Sabah: Erol Yıldırım, Nevra Bucak, Emine Erbaş

Öğle: Muazzez Uslu Avcı, Nalan Çelik, Nurcan Elver, Arslan Bayır

5 Haziran Pazartesi

Sabah:

Öğle: Melahat Babalık, Hatice Eroğlu Akdoğan, Oya Uysal

6 Haziran Salı

Sabah:

Öğle: Ali Karagöz, İkbal Kaynar, Tanseli Polikar, Dursun Özden

7 Haziran Çarşamba

Sabah:

Öğle: Zeki Ergin, Aynur Uluç, Dilruba Nuray Erenler

8 Haziran Perşembe

Sabah:

Öğle: Akın Ok, Vecdi Çıracıoğlu, Ümit Öztürk, Anais Martin

9 Haziran Cuma

Sabah:

Öğle: Arife Kalender, Cafer Yıldırım, Hülya Tozlu, Esin Üçüncüoğlu

10 Haziran Cumartesi

Sabah: Zafer Berke, İhsan Işık, Tekin Gönenç, Aliye Özlü

Öğle: Halil İbrahim Ay, Hasan Taşçı, Bilal Kayabay, Fatma Türk Kuşkaya

11 Haziran Pazar

Sabah:

Öğle: Hülya Deniz Ünal, Namık Kuyumcu, Aydın Şimşek, Mehrizat

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74
0533 663 13 35

“FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR, VİCDANI HÜR” BİR ÜLKE İÇİN, HAYIR!

“FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR, VİCDANI HÜR”

BİR ÜLKE İÇİN,  HAYIR!

 

“Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat,
kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.”

Tevfik Fikret

Güçle zehirlenen her iktidar, gücünü halkın üzerinde sınamaktan kaçınmaz.

Biz yazarlar.

Güçle zehirlenen iktidarın dayatmaya çalıştığı tek adam düzenine “HAYIR” diyoruz.

 

Demokrasiyi baskı yasalarının koltuk değneği gören her iktidar, gücünü tek adamlarla pekiştirdiğinde o değneği halkının sırtında kırmaktan çekinmez.

Biz yazarlar,

Demokrasiyi yasadışı kararlarına kurban eden iktidara ve onun yaratacağı tek adam yasalarına “HAYIR” diyoruz.

 

Toplum sözleşmelerinin olmazsa olmazı güçler ayrılığını tek elde toplayan her iktidar, totaliter yönetimlere kapı aralar ve halkını o kapının ardındaki karanlık dehlizlere atar.

Biz yazarlar,

Ülkemizi tek yetki, tek karar, tek yasa düzeninin karanlık dehlizlerinde boğacak tek adam yönetimine “HAYIR” diyoruz.

 

Ülkeyi hukuk devletinin çoğulculuğundan tek parti yönetimlerinin dediğim dedikçi boyunduruğuna sokan her iktidar, halkın özgürlüğünü yok eder.

Biz yazarlar.

Düşünce ve ifade özgürlüğümüzü daha da daraltacak, sözcüklerimizin bileklerine kelepçe vuracak tek adam baskısına “HAYIR” diyoruz.

 

Kanun hükmünde kararnamelerle yönetilen bir ülkede ülkeyi halk oylamasına götürmek, ayaklarına köstek vurulmuş bir atı kırbaçlayıp koşmaya zorlamaktan başka bir anlam taşımaz.

Biz yazarlar,

Olağanüstü hal koşullarında, kanun hükmünde kararnamelerin gölgesinde oynanan bu halk oylaması oyununun yarattığı tek adam dayatmasına “HAYIR” diyoruz.

 

Halkın kutsal duygularını sömürüp yalanı politika aracına dönüştüren her iktidar, eşitsizliği, adaletsizliği yönetiminin olağan dili kılar.

Biz yazarlar,

Bu ülkenin dürüst, adil, vicdanlı yurttaşlarının bu yalan kapanına düşmeyeceğine inanarak tek adam sistemine “HAYIR”  diyoruz.

 

Biz yazarlar,

Kalemlerimize, ruhlarımıza pranga vuracak baskıcı yönetimlere ve bu yönetimlerin yaratacağı tek adamlara ve onların vesayet anayasalarına,“Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür!” bir ülkede düşünmek ve yazmak için “HAYIR” diyoruz.

 

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

 

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI 20. OLAĞAN GENEL KURUL SONUÇ BİLDİRGESİ

 

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

20.OLAĞAN GENEL KURUL

SONUÇ BİLDİRGESİ

 

Türkiye Yazarlar Sendikası, ülkemizin ufuklarının karartıldığı şu günlerde 43 yıllık ışığını sevgili halkına tutmayı sürdürüyor.

Birikim ve deneyimimizi, toplumun aydınlığı için kullanmak; çağdaş, devrimci geleneğimizin önemli bir ilkesidir. Bu ilke, yazarların umudunu daima diri tutmaktadır.

Yazarak, düşünerek kurulacak mutlu geleceğin ancak yazarların kalemlerinin ucunda olduğunun bilerek biz yazarlar, her zaman halkımızın yanında olduk, olacağız.

İktidarın baskılarının üzerimizde bir kılıç gibi sınandığı günlerin, yazarların örgütlü savaşıma inancıyla kırılacağını unutmuyoruz.

Bu düşünceyle, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın yeni yönetim döneminde de emeğin, barışın ve özgürlüğün savunucusu olacağını kamuoyuna yeniden duyuruyoruz.

 

Türkiye Yazarlar Sendikası

 

 

 

 

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ BİLDİRİSİ 2017

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ BİLDİRİSİ

 

Öget Öktem Tanör

Kadınlar. Dünya kadınları. Her yerdeler. Fabrikada işçi, devlette memur, siyasetçi, tarlada çalışan, üniversitede akademisyen, özel iş yeri çalışanı, bilim kadını, şair, romancı, artist, ressam, sanatçı, evde kayıt dışı işçi... Ama bütün dünyada, her ülkenin kültür düzeyine göre farklı derecelerde olsa da hep ikinci sınıf vatandaş. Hep erkekten aşağı konumda olan. Dünyayı, erkekle eşit biçimde paylaşamayan.

Erkek, parkta koşu yapan tanımadığı kadına tekme atıp "Bir daha burada koştuğunu görmeyeceğim." deme hakkını kendinde görür. Kadın, bir erkek kendisine bakıp da cinsel hisleri kabarırsa suçludur. Bir kız, tecavüze uğrarsa suçludur, aile namusu adına öldürülmesi uygundur. Boşanmak mı istiyor (yani erkeğe baş mı kaldırıyor), öldürülebilir. Bir erkeğin arkadaşlık teklifini ret mi etti, öldürülmeyi hak etmiştir. Türkiye'de yalnızca geçtiğimiz şubat ayı boyunca 30 kadın cinayeti (yakınları tarafından) işlendiği açıklandı, gene yalnızca bu şubat ayında, biri engelli 19 kadına cinsel şiddet uygulandı.

Kâğıt üzerinde kadın erkek kanun karşısında eşitmiş gibi görünse de öyle değil. Eşit işe eşit ücret alamıyor. İşten çıkarmalar önce kadın üzerinden başlıyor. Tecavüze uğrayan kadına "kuyruk sallamıştır" gözüyle bakılıyor, boşanmak istiyor diye karısını öldüren adam , "kendini hakarete uğramış hissederek duyguları galeyana geldi" diye, temiz pak giyinip mahkeme heyetine saygılı davranıyor diye ceza indirimi uygulanıyor. Kadın siyasette de çeşitli yönetim kurullarında da eşit temsil edilmiyor. Başka alanlarda da örnekler çoğaltılabilir.

Bu sorunların kaynağında diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi "cinsiyet eşitsizliği" ve erkek egemen dünya anlayışı yatıyor. Kadınların "eşitlik" savaşı, sanki kadınlar eşitlik değil de "aynılık" iddia ediyorlarmış gibi çarpıtılıyor. Devletin anlayışı, "Biyolojik aynılık yoktur ki eşitlik olsun! Kadınlara 'eşitlik' değil 'adalet' gerekli." şeklinde. Oysa, "adalet" kavramının Platon'dan bu yana, "kim neyi hak ediyorsa ona o kadarını vermek" anlamına geldiği bilinir.

Devletin "Kadına eşitlik değil adalet lâzım." anlayışı da kadın hak ettiği kadarını alır (ki elbette erkekten daha azını hak ediyordur) anlamına gelir ve kanunların kadına-erkeğe eşit uygulanması kavramından uzaktır. Oysa kadınlar eşitlik isterken ve eşitliği savunurken, erkek egemen anlayışın çarpıttığı gibi "biyolojik aynılık" kastetmemekte, kanunların kadına ve erkeğe eşit uygulanmasını (ayrıca toplumsal anlayışta bu eşitliğin sağlanmasını, fırsat eşitliğinin sağlanmasını, her alanda eşitliğin sağlanmasını) istemektedirler.

Feminist hareket, Türkiye'de de dünyada olduğu gibi, kadınlara da, "farklı bireylere ve gruplara" da eşit davranılmasını, siyasal temsil açısından da "fırsat eşitliği" açısından da eşitlik sağlanmasını istemektedir. Bu ise ataerkil ideolojinin hakim olduğu toplum ve devletlerde değil, farklı olanın da eşit haklara sahip yurttaşlar olduğunu gören gerçek demokrasilerde sağlanabilir. Kadınlara tanınan hakların onlara "lütfen bağışlanan haklar" olmayıp, bir demokrasi sorunu, bir "toplumsal eşitlik" sorunu olduğunun anlaşılması ve kabul  edilmesi ile sağlanabilir.

Bu uğurda çalışanlara selam göndererek bitirelim. Sembolik birkaç isim sayarsak 8 Mart 1857'de New York'ta ucuz çalıştırılma nedeniyle greve giden ve bu hareketleri dalga dalga yayılan tekstil işçilerine selam olsun, daha sonra feminist hareketi geliştiren kadınlara selam olsun. Başta Fatma Aliye, bütün Osmanlı dönemi feministlerine, Cumhuriyetin ilk feministleri Nezihe Muhittin ve arkadaşlarına selam olsun; feminist hareketi günümüze yükselterek taşıyan, korkmadan, yılmadan, örgütlenerek, sokaklara çıkarak seslerini duyuran arkadaşlarımıza selam olsun.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

 

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 2 - 12

2