Beyoğlu, İstiklal Caddesi’nde masum insanların ölümüne ve yaralanmasına yol açan hain terör saldırısını derin bir üzüntüyle kınıyoruz. Halkta korku ve endişe yaratarak   özgürlüğü ve demokratik yaşamı tehdit eden terör saldırılarının geleceğimizi karartmasına izin verilmemesi dileğiyle demokratik ve yasaksız bir Türkiye özlemimizi yineliyoruz. Saldırıda sevdiklerini yitirenlerin acısını paylaşıyor, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz.   TYS YÖNETİM KURULU

BARTIN-AMASRA’DAKİ FACİA, KAZA YA DA KADER DEĞİLDİR! “Güneşi görebilmek için karanlığı kazıyoruz” diyordu, maden işçisi Yasin Çelik. Karanlığı kazarken güneşi yitirdiler. Maden işçileri, yerin yüzlerce metre altında en güç koşullarda kazaya uğramadan geçen günlerin hesabını yaparak çalışan, her gün sevdikleriyle vedalaşarak girdikleri madende gün ışığına kavuşmayı ümit eden, sağlıksız çalışma ortamından dolayı emeklilik sonrası yaşamları da kısa olan insanlardır. Ne yazık ki ülkemiz, maden kazaları sonucu yaşanan ölümlerde dünyada ilk

İran Halkının Özgürlük Mücadelesini Selamlıyoruz İran’da Mehsa Emini adlı 22 yaşındaki genç bir kadının polis tarafından dövülerek öldürülmesinden sonra İranlı genç kadınlar ayağa kalktı. Molla rejimi ise Emini’nin katillerini yargılayıp cezalandıracağına cinayeti protesto eden ve özgürlük isteyen genç kadınların eylemlerini şiddet ile bastırmayı ve “dış güçler ülkemizi karıştırmak istiyor” demagojisine sarılmayı tercih etti. Polis terörü ile daha birçok kadın yaşamını yitirdi. Protesto gösterileri belli başlı kentlere yayıldı. Gösterilere üniversiteli gençler

SANSÜR YASASINA HAYIR! Anayasal hakkımız olan her türlü söz ve yazı özgürlüğümüz baskı altındayken temel hak ve özgürlüklerimizle yaşam hakkımız da engelleniyor. Gün geçmiyor ki siyasal, ekonomik ve toplumsal baskılarla gazeteler, gazeteciler, engellenmesin. Mahkemeler, tutuklamalar, hapse atılmalarla susturulmasın. Müzik yapmak kısıtlanarak konserler iptal edilmesin.  Protesto yürüyüşlerini, tiyatroyu, sinemayı, kitapları, kısacası sanat-edebiyatı, giyim kuşamı, yiyecek içeceğimizi engelleyecek yasaklar getirilmesin. Yarın Meclis’ten geçirilmek istenen yasa, bütün bu baskı ve yasakları pekiştirecek bir

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, birkaç yıl önce yayımladığı “çocuk dostu kitaplar listesi”ni güncelleyerek ailelere ve eğitimcilere önerdiği kitap sayısını 1093’e çıkarmış bulunuyor. Bakanlığın açıkladığı “çocuk dostu kitaplar listesi”, 18 yaşına kadar olan çocuk ve gençleri kapsayan sansürcü, ayrımcı ve düşmanlaştırıcı bir listedir. Hangi ölçütlere göre, kimler tarafından nasıl yapıldığı bilinmeyen bu listede; çocukları ve gençlerimizi aydınlatan, eğiten, umut veren, özgüven aşılayan; dostluğu, kardeşliği, saygıyı geliştiren; içinde yaşanılan kente, doğaya

Muhalif kimlikleri ve farklı yaklaşımlarıyla bilinen sanatçıların konserlerinin iptali, festival ve etkinlik yasaklama kararları, sanatçılar ve özellikle kadın sanatçılar üzerinde tahammülsüz ve ayrımcı bir anlayışla kurulan baskıyı artırmıştır. Kimi kentlerde valilik ve kaymakamlık tarafından güvenlik ve kamu düzenini sağlama gibi uydurma gerekçelerle etkinlik ve eylemlerin yasaklanması ve kimi belediyeler tarafından ahlaki nedenler ileri sürülerek ya da gelenek ve değerler bahane edilerek sanatçıların konserlerine izin verilmemesi hukuk dışı ve keyfidir. Sanat

Ada Dostları Derneği ile Türkiye Yazarlar Sendikası, 15 Mayıs Pazar Günü Burgazada’da ölümünün 68. yılında Sait Faik’i anma etkinliği düzenlemiştir. Saat 12.00’de Burgazada Sait Faik heykeli önünde başlayacak olan anma töreninin ardından Sait Faik Müzesi ziyaret edilecektir. Saat 13.00’de Burgazada Cennet Bahçesi’nde Gülsen Tuncer’in sunuculuğunda gerçekleştirilecek etkinlikte Sait Faik ve öykücülüğü konulu bir panelle birlikte öykü ve şiirlerinden örnekler sunulacaktır. Birçok yazar ve Sait Faik’i seven okurlarının yer alacağı, gün

Canan Kaftancıoğlu’na 2013-2015 yılları arasındaki sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle verilen cezalar, hukuki değil siyasidir. O tarihlerde milyonlarca kişi benzer paylaşımlar yapmıştı. Canan Kaftancıoğlu’nun cezalandırılarak siyasi yasaklı durumuna düşürülmesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüne saldırıdır. Tam bir söz söyleme ve yazma özgürlüğünü savunan Türkiye Yazarlar Sendikası, demokratik bir ülkede Cumhurbaşkanına ve kamu görevlisine hakaret suçu diye ayrı bir suç kategorisi olmayacağına inanmaktadır. Cumhurbaşkanı, bakanlar ve diğer devlet görevlilerine hakaretin ceza yargılaması

İDAMLARININ 50. YILINDA DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN YÜREĞİMİZDE YAŞIYOR Tahsin Saraç’ın “Karşıyaka’nın Üç Gülü” adlı şiirinde söylediği gibi: “…Göverir yeşil bahar yağmurlarında Denizgülü, Yusufgülü, Hüseyingülü… İnanç bir deliçay ki yeşertir bir gün çölü. Karşıyakanın üç gülü Yürek dalıma gömülü…” Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, Ankara Ulucanlar Merkez Kapalı Cezaevinde 6 Mayıs 1972’de idam edildi. Onlar; sömürgeciliğe karşı, tam bağımsız, demokratik bir Türkiye için mücadele etmiş, idam sehpasında da yiğit

ÜYELERİMİZE ÇAĞRI Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı ülkelerde insan hak ve özgürlüklerinden söz edilemeyeceği açık bir gerçektir. Bu gerçeği AK Parti iktidarı döneminde misliyle yaşadık/ yaşıyoruz. Sendikamız, amaç maddesi uyarınca “Tam bir söz ve yazı özgürlüğünün gerçekleştirilmesi ve korunması için her türlü yasal mücadele yürütülerek hukuki, sosyal, kültürel, ekonomik temel hak ve özgürlükleri korumakla” yükümlüdür. Bu bağlamda işçi, emekçi, yazar, sanatçı ve aydınlarla 1 Mayıs alanında hep birlikte başta savaşa

10/98