8 Şubat 2026
Basın DuyurusuDuyurularKitap

Mehmet GÜGERCİNOĞLU’ndan “Yalnızlığım Sessiz Değil”

TANITIM BÜLTENİNDEN
Mehmet GÜGERCİNOĞLU’ndan “Yalnızlığım Sessiz Değil”

Özel bir okulda öğretmenlik yapan ve eğitimin sürekliliğine verdiği değerden ötürü aynı zamanda yüksek lisans eğitimine devam eden yazarın kaleme aldığı üçüncü şiir kitabı Yalnızlığım Sessiz Değil‘i, bastırılmış iç duyguların söze, sese ve şiire dönüşmesini merkeze alıyor.

Kitapta yer alan her şiir, bireyin kendiyle konuşmasından, hayata yönelttiği sorulardan ve çoğu zaman cevapsız kalan içsel çırpınışlardan izler taşıyor. Bu şiirler, duyguların yalnızca içte yaşanmakla kalmayıp, dış dünyaya bir yankı olarak ulaşabileceği fikriyle kaleme alınmış. Gügercinoğlu’na göre insan, yalnız kaldığı için değil; duygularını anlatamadığı için sessizleşir.

Yalnızlığım Sessiz Değil, yalnız bireyin değil, çağın insanının içsel karmaşasını da şiirsel bir dile dönüştürüyor. Topluma, hayata ve zamana eleştirel ve felsefi bir bakışla yaklaşan dizelerde; anlam arayışı, yabancılaşma, içsel boşluk ve insanın kendine dönme çabası ön planda. Modern yaşamın içindeki kırılmalar, şiirin satır aralarında hem bir sığınak hem de bir çığlık olarak hissediliyor.

Bu eser, Gügercinoğlu’nun edebi yolculuğundaki üçüncü şiir kitabı. İlk kitabı Vazgeçme Çocuk, içsel direnişi ve umudu öne çıkaran bir dille yazılmıştı. Ardından gelen Lumieres, Fransızca yazılan ve 11 ülkede yayımlanarak uluslararası okurlarla buluşan bir şiir kitabıydı. Her kitap, farklı bir dönemin izlerini taşırken; yazarın insanı ve duygularını merkeze alan tutumu değişmeden sürdü.

Şiir yazmanın yanında, aynı zamanda öykü türünde de denemeler yapıyor. Kısa öykülerle başladığı bu yolculuk, bugünlerde üzerine yoğunlaştığı bir roman çalışmasıyla devam ediyor. Farklı türlerde yazmayı, yalnızca teknik bir arayış olarak değil; iç dünyasını farklı biçimlerde ifade etmenin yolları olarak görüyor.

Yalnızlığım Sessiz Değil, adını taşıdığı gibi, sessizliğin içinden gelen bir ses olarak yankılanıyor.Her dize, okuyucuyu yalnızca anlamaya değil, hissetmeye çağırıyor. Bu çağrı; bireyin geçmişine, unuttuklarına ve kendi iç sesine yöneliyor. Şiir, burada sadece bir edebi tür değil; aynı zamanda bir iç hesaplaşmanın ve yeniden doğuşun dili haline geliyor.

Mehmet Gügercinoğlu’nun bu kitabı, yalnızca şiir severler için değil, iç dünyasıyla yüzleşmek isteyen her okur için de anlamlı bir kapı aralıyor. Ve belki de bazı sessizlikler, ilk kez bu kitapla birlikte konuşmaya başlayacak.

Bağlantıyı kopyala