Merdiven başında gördük son gülüşlerini, o günden sonra hayatın akışı, şiirlerin ve şarkıların hevesi değişti. Sonrasındaysa yine onlar suçlandı. Dönemin başbakanı Tansu Çiller, yangının ardından yaptığı açıklamada “halkımıza bir şey olmamıştır” diyerek katilleri korudu. Sivas gazetelerinde katiller yüceltildi. Duruşmalar başladı. Saldırılar yine sürdü. Adalet ara…yışı, sessizlikle örtüldü. Barbarlar ödüllendirildi. Sanık avukatlarının kimisi bakan, kimisi milletvekili, kimisi belediye başkanı oldu. İnterpol’ün on sekiz yıl kırmızı bültenle aradığı Cafer Erçakmak, karakola birkaç

Yine, yeniden düşünüyoruz… Doğuran kadın, emziren kadın, pişiren kadın, paylaştıran kadın, toplayan temizleyen kadın, hasta bakan, yaşlı bakan kadın, her şeyi zamanında yetiştiren kadın, onaran koruyan kadın, evdeki kayıtsız gizli emek üstüne tarlada da gizli emek veren kadın, fabrikada, okulda, iş yerinde düşük ücretle çalıştırılan kadın, biriktiren yine kadın ama Karar veren erkek—————–Hükümet %90 erkek Meclis %86 erkek Yerel yönetimler % 98 erkek Yönetici bürokrat %99 erkek Sermayeyi elde tutan————————————-

En büyük acılar, kaygılara döndü Ölüm çanları kimin için çalıyor soran yok Doğru insanların ömrü tükeniyor Başına takılan çiçeklerden daha çabuk Hasta olmadan ölüveriyor insanlar. W. Shakespeare (Macbeth’ten) Hitler’in propaganda subayı Joseph Goebbels, yakmak için Berlin meydanlarına yüzlerce kitap yığmıştı. Kitaplarının bu dağ yığınında olmadığını gören bir yazar şöyle haykırıyordu: “Benim kitaplarımı neden yakmıyorsunuz?” O kitaplar içinde olmak her yazar için bir onurdu. Çünkü kara propaganda, Nazi Almanyasında Faşizme karşı

113/113