7 Nisan 2026
Basın DuyurusuDuyurular

ÖZGÜRLÜK, BASKIYLA VE ÖLÜMLE YOK EDİLEMEZ

7 Örgütten Tek Ses: “Gazeteciyi Tutuklamak Toplumu Gözetim Altına Almaktır

İSTANBUL – Türkiye’nin basın, yayın ve edebiyat dünyasını temsil eden 7 meslek örgütü, 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde bir araya gelerek iktidarın kalemler üzerindeki baskı aygıtına dönüşen uygulamalarına karşı sert bir duruş sergiledi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, sadece fiziksel saldırılar değil; yargı eliyle yaratılan “büyük gözaltı” atmosferi ve halkın haber alma hakkına vurulan prangalar masaya yatırıldı.

“Demokrasinin Bekçisine Pranga Vurulamaz”

Toplantının açılışında konuşan TGC Başkanı Vahap Munyar, gazeteciliğin bir şahsi imtiyaz değil, toplumun nefes borusu olduğunu hatırlattı. Munyar, gazetecilere yönelik kötü muamelenin doğrudan Anayasa ihlali olduğunu vurgulayarak, “Gazeteciyi gözaltına almak, toplumu gözetim altına almaktır. Bugün TCK 217/A maddesi üzerinden yürütülen tutuklama furyası, ifade özgürlüğünü boğmaktadır. İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Bilal Özcan ve Alican Uludağ başta olmak üzere 15 meslektaşımızın tutsaklığı, halkın gerçeğe erişiminin engellenmesidir” dedi.

“117 Yıllık Karanlık: Tetiği Çektirenler Değişmiyor”

Gazetecilerin “ülkenin hafızası” olduğunu belirten TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ve TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, 1909’da Galata Köprüsü’nde katledilen Hasan Fehmi Bey’den bugüne uzanan kanlı süreci özetledi. Güneş, “Tetikçiler bazen yakalansa da tetiği çektiren karanlık eller hep faili meçhul kaldı” diyerek can güvenliği sorununa dikkat çekerken; Durmuş, Abdülhamit döneminden bugüne baskının biçim değiştirdiğini ancak özünün aynı kaldığını ifade etti. Durmuş’a göre, bugün sokak ortasında cinayetlerin yerini “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” gibi hukuki kılıflar alsa da hedef aynı: Gerçeğin sesini kısmak.

Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz şöyle konuştu:

“Saint de Exupery’in Hintli Kulübesi’nde isimli kitabında bir inciden söz edilir. Kitapta ‘Gerçek, eşi az bulunur bir incidir. Kötü kişi, kulakları olmadığı için bu inciyi takamayan timsaha benzer. İnciyi timsaha attınız mı süsleneceği yerde, yemeye kalkar. Dişlerine takılan inci, dişlerini kırar. Dişleri kırılınca da kızıp üstünüze saldırır’ diyor. Yanımız yöremiz bir bataklık ve timsahlarla dolu. Aranan, iyilik ve güzellik değil. İnsanın yüzünü, ruhunu süslesin diye ‘Exupery’nin incisi’’ gibi sunduğumuz iyilik, kötülerin elinde zehirli çiçeklere dönüyor. Hele güçleri de varsa, her şey ellerinin altındaysa insanın ağrısı dinmiyor. Kötülük, öfkeyle saldırıyor gerçek olan her şeye. Yakıp yıkmayı buyruk vermeyi güçlerinin sınayıcısı belleyenlerin, kötü olmayı bir iktidar gereği sayanların ellerindeki zehirli çiçek, ruhlarını da zehirliyor. Oysa insanlar arasında buyruklar, uyruklar değil insanı eşitleyen iyilikler ve insanın özgürlüğü değerlidir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan halk, nicedir bu insanlık değerlerinden uzaklaştırıldı. Güce tapmanın doğal olduğuna inandırıldı. Oysa asıl olan hayat ve özgürlüktür. Biz gerçeğin savunucusu yazarlar, gazeteciler hayatı onarmak, özgürlükleri yaşatmak, düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yönelik saldırıları kırmak için savaşımımızı sürdürüyoruz. Son yıllarda ise ‘Büyük gözaltı ülkesi’ne dönüştük. Ölümler, tutsaklıklar sürüyor. Ülke yarı açık cezaevi gibi. Gerçekleri ve hakikat savaşımımı sürdürenler yine tutsak. Ancak bu karanlık elbet kırılacak. Bunun için direniyoruz. Türkiye Yazarlar Sendikası da 51 yıldır bu özgürlük savaşımının önemli bir değeridir. Ülkenin bu karanlığından asla hoşnut olmadık. Düşünce ve söz söyleme özgürlüğünü korumak, savunmak için yarım yüzyıl önce yola çıktık, bu direnç ve eylemliliğimizden asla vazgeçmeyeceğiz.”  ifadelerini kullandı.

PEN Yazarlar Derneği’nden Hakkı Zariç ise bugün uygulanan hukuk sisteminin bir “öç alma biçimine” dönüştüğünü, Metin Göktepe’yi katleden zihniyet ile bugün gazetecileri hapseden iradenin aynı kökten beslendiğini dile getirdi.

“Baskı Varsa Direniş ve Dayanışma da Var”

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, sadece Mart ayında bile gazetecilere yönelik 9 yıl hapis cezası verildiğini ve onlarca içeriğe erişim engeli getirildiğini hatırlatarak, baskının özellikle muhalif seslere odaklandığını belirtti. ÇGD’den Tevfik Kızgınkaya ise 5N1K ilkesini hatırlatarak sordu: “Gazeteler neden kapatılır, gazeteciler neden öldürülür? Yanıt siyasi iktidarların sorumluluğundadır.” Toplantı, özgür bir basın ve demokratik bir hukuk devleti için tüm toplumun bu dayanışmaya omuz vermesi gerektiği çağrısıyla son buldu.

Bağlantıyı kopyala