“Yazar Mutfağı”nda Sanatın Demlenme Hali
Türkiye Yazarlar Sendikası “Yazar Mutfağı”nda Sanatın Demlenme Hali
Türkiye’nin en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), yeni yılda da kültürel etkinliklerini aralıksız sürdürüyor. Aydınların, edebiyatçıların ve yazarların ortak bir sorumluluk bilinciyle buluştuğu TYS, gündemi yakalayan, ülke ve dünya ölçeğinde gelişmeleri izleyen, insan duyarlılığını aydın tavrıyla birleştirerek kamuoyu oluşturan çalışmalarına “Yazar Mutfağı” etkinliğiyle devam ediyor.
“Yazar Mutfağı”, yazarların, şairlerin ve öykücülerin henüz yayımlanma aşamasındaki eserlerini masaya yatırdığı; metnin yalnızca sonucu değil, oluşum sürecinin de konuşulduğu bir paylaşım alanı olarak dikkat çekiyor. Okurla yazarın aynı zeminde buluştuğu bu etkinliklerde, eserler bizzat sahiplerinin dilinden, ruhu ve niyetiyle ele alınıyor.

TYS ile Kadıköy Belediyesi’nin birlikte düzenlediği, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleşen son buluşmanın konukları, yazar Aydan Ay’ın kolaylaştırıcılığında yazar-şair Gürel Sürücü ile yazar Cafer Hergünsel oldu. Etkinlik, edebiyatın yalnızca metinle değil, yaşamla kurduğu bağ üzerinden ilerleyen sıcak ve derinlikli bir sohbete dönüştü.
Gürel Sürücü, yeni şiir kitabı “Kırmızı Düşler – Umuda Tutunan Bir Bellek” ile okurla yeniden buluştu. Mayko Kültür Yayınları’ndan çıkan ve 2017–2025 yılları arasında kaleme alınmış şiirleri bir araya getiren kitaptan, Sürücü’nün yanı sıra Cafer Hergünsel ve etkinliğe katılan bir başka yazar da şiirler okudu. Okunan her şiir, belleğin, umudun ve yaşamın içinden süzülen bir tanıklık olarak salonda yankı buldu.
Söyleşiyi başlatan ve yönlendiren Aydan Ay, sorularıyla hem konukların hem de izleyicilerin düşüncelerini açığa çıkaran bir zemin yarattı. Böylece etkinlik, tek yönlü bir anlatımdan çıkarak, kolektif bir edebiyat düşüncesine dönüştü.
Gürel Sürücü, yaşamı boyunca hep örgütlü mücadelenin içinde yer aldığını, emeklilikten sonra da bu duruşunu Türkiye Yazarlar Sendikası çatısı altında sürdürdüğünü dile getirdi. Yaşamına ilişkin anlatımında, doğallığı ve içtenliği öne çıktı. “Emekli olunca kendimi mutfakta buldum,” sözleri, yalnızca bir ev halini değil, edebiyat anlayışını da özetliyordu. Onun için mutfak, yaşamın bizzat kendisiydi. Evde çalışan bir eş, okuyan bir çocuk ve gündelik hayatın akışı içinde üretmeye devam etmek, yazının beslendiği doğal zemini oluşturuyordu.
Sürücü’ye göre öykü de şiir de yaşamdan kopuk değil; insanların içinde, hayatın tam ortasında yazılıyordu. Yazarlıkla birlikte basın-yayın alanında da çalışmış, bir derginin yayın yönetmenliğini üstlenmiş olması, onun için yaşamın doğal akışının bir parçasıydı. Teknolojiye yaklaşımı da bu bütünlükten besleniyordu. Gerek fotoğrafla kurduğu ilişki, gerek internet ve dijital araçlara yaklaşımı, ihtiyaç duyulan her şeyin öğrenilip hayata katılabileceği düşüncesine dayanıyordu.
Yapay zekâ üzerine görüşlerini paylaşan Gürel Sürücü, bu konuyu tehditten çok doğal bir gelişme olarak değerlendirdi. Ona göre gerçek yazar ve şair, kimliğini ve sesini zaten ortaya koyar; yapay zekâ, insanın doğal yeteneğinin yerini tutamaz.
Aydan Ay ise bu noktada daha eleştirel bir tutum sergiledi. Yapay zekânın edebiyat için ciddi bir tehlike oluşturduğunu dile getiren Ay, edebiyatı ev ve mutfak metaforu üzerinden anlattı. Bir eserin hazırlanma, demlenme ve olgunlaşma sürecinin olduğunu; yazının aceleye gelmeyeceğini vurguladı. Tıpkı bir evin sıcaklığı gibi, edebiyatın da insan emeği, bekleyiş ve yeniden düşünme gerektirdiğini ifade etti.
Cafer Hergünsel ise sanata ve edebiyata bakışını, mücadele ve duruş kavramları üzerinden kurdu. Bugüne dek yayımlanmış eserlerinden söz eden Hergünsel, insanların birbirini övmekte çekingen davrandığını belirterek, yeni romanında kahramanlarını bilinçli olarak yücelttiğini anlattı. Roman kahramanlarından birinin şair Mustafa Köz olduğunu söyleyen Hergünsel, edebiyatta hak teslim etmenin önemine dikkat çekti.
Sözlerini derinleştirirken, Hasan İzzettin Dinamo’dan Sait Faik’e uzanan bir edebiyat çizgisine işaret etti. Çile çekmiş, bedel ödemiş yazarların bu toprakların edebiyatını kurduğunu vurguladı. Ona göre bazı isimlerin sürekli öne çıkarılması, bazılarının ise geri planda bırakılması edebiyatın doğasına aykırıydı. Kitap okunmadığı yönündeki yaygın kanıya da katılmadığını belirten Hergünsel, halka inildiğinde okurun mutlaka bulunduğunu söyledi.
Etkinlikte şair Melahat Babalık ve yazar Nihat Çağlı şairler şiir okurken, katılımcılar söyleşi boyunca soruları ve katkılarıyla söyleşiyi zenginleştirdi. “Yazar Mutfağı”, bir kez daha edebiyatın yalnızca yazılan değil, paylaşılan, tartışılan ve birlikte demlenen bir alan olduğunu gösterdi.
Bu tür buluşmalar, hem yazarları yakından tanıma olanağı sunuyor hem de henüz oluşum aşamasındaki metinler ve fikirler hakkında ilk elden bilgi edinmemizi sağlıyor. TYS’nin “Yazar Mutfağı”, edebiyatın mutfağında sözü, emeği ve yaşamı bir araya getirmeyi sürdürüyor.
Sevgi ve saygılarımla. 10 Ocak 2026
Ayhan AYDIN

