*Vazolarımızdaki karanfillerden önce soluyor oğullarımızın yüzleri, annelerimiz sandıklarda saklanan yazmalar gibi yaslı. Öldürmeyeceksin! Öldürüyorlar. *Ağaçları ışıtan şimşekler değil, çiy taneleridir. Savaşmayacaksın! Savaşıyorlar. *Öfke, kapılarına bağladıkları gök gürültüleri onların. Öfkelenmeyeceksin! Öfkeleniyorlar. *Yüreklerimiz sonsuz çayırlarımız bizim, yaz yağmurlarıyla serinleyen. Seveceksin! Sevmiyorlar. *İnsan görebilir gülün ve taşın içinden geçen rüzgârı. Onlarınsa kan değil, kin geziniyor damarlarında. Kin duymayacaksın! Duyuyorlar. *Yılanlar gibi deri değiştiriyor dilleri söylevler ve boş sözlerle. Yalan söylemeyeceksin! Söylüyorlar. *Ruhlarımız sıcak

1977 Taksim 1978 Sivas-Maraş 1980 Çorum 1980 Ulucanlar, Metris, Diyarbakır 1993 SiVAS 2000 Ümraniye, Bayrampaşa, Uşak, Çanakkale 2012 Uludere Onlarca devrimci, onlarca işçi, onlarca Kürt, onlarca Alevi, onlarca Yezidi, onlarca Ermeni ve külliyen ezilen Türkiye halkları… 1950-1960 Demokrat Parti 1970-1980 Muhtıra, idamlar, ara rejim, I. MC, II. MC, Milli Selamet Partisi, Adalet Partisi 1980-2002 Faşist Evren cuntası, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi, derin devlet, Susurluk Çetesi,

“Atımı bir yerde durmamanın güzelliğine bağladım.” diyordu Kemal Özer ve şiir atını üç yıl önce 30 Haziran’da gökyüzüne yılkıya bıraktı ve sonsuzluğa gitti. Üçüncü ölüm yıldönümünde şairimizi aynı gün, 30 Haziran Cumartesi saat 18.00’de Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin bahçesinde şiirleriyle anımsamak istiyoruz. … Nâzım Hikmet Kültür Merkezi ile bir atölye çalışması biçiminde düzenleyeceğimiz etkinlikte sizleri Kemal Özer şiirleri okumaya davet ediyoruz. Adres: Bahariye Caddesi, Ali Suavi Sokağı No. 7/

İktidar, gemi azıya aldı gidiyor. Gazeteciler, yazarlar, sendikacılar, işçiler, öğrenciler, muhalif yerel yönetimler de iktidarın şiddetinden payına düşeni fazlasıyla alıyor. Bu şiddete karşı ses vermek istiyoruz. Bu nedenle, yarın saat 19.00’da (29 Haziran Cuma) Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun düzenlediği büyük yürüyüş için İstiklâl Tünel’de olacağız.

Türkiye Yazarlar Sendikası, Van’a otuz beş kilometre uzaklıktaki 350 öğrencili, 25 öğretmenli Gövelek Köyü İlköğretim Okulu’na üç bin kitaplı, kitaplık ve bilgisayar donanımlı bir kütüphane kuruyor. Sendikanın Antakya Temsilciliği’nin öncülüğünde kurulan kütüphane, 8 Haziran Cuma günü TYS’li yazarların da katılımıyla açılacak. Bildiğiniz gibi Ekim ayında depremle sarsılan Van’da birçok okul yıkılmıştı. Sendika, Van TYS Kitaplığı’ndan sonra Anadolu’nun bazı illerinde de “Çocuk Kitapları Kütüphaneleri” açacak.

Türkiye Yazarlar Sendikası ile redfotoğraf grubu’nun ortak çalışması olan “Göz-el Yorumlu Emek Fotoğrafları Sergisi” Mimarlar Odası Sergi Salonu Yıldız/Dış Karakol Binası’nda açılıyor. Sergi;58 fotoğrafçının 102 fotoğrafına TYS’li 102 yazarın yaptığı yorumlardan oluşuyor. Daha önce 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dolayısıyla “Kıraç İşçi Sendika Dayanışma Merkezi’nde” 56 fotoğrafla açılan sergi, bu defa 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle genişletilmiş olarak Mimarlar Odası Sergi Salonu’nda açılıyor. Bu özel çalışma; emeği, üretim ilişkisi

BAHARI KARŞILAYAN ŞİİRLER Sendikamız, “Alay Köşkü Cumartesi Söyleşileri”ni bu ay “Baharı Karşılayan Şiirler”e ayırdı. Alay Köşkü Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kitaplığı’ndaki şiir gününe Yılmaz Arslan, Ahmet Çakmak, Erkut Erdoğan, Tekin Gönenç, Fikret Görken, Mustafa Işık, Nusret Karaca, Fügen Kıvılcımer, Sabahattin Yalkın, Yılmaz Yeşildağ katılıyor. 21 Nisan 2012 Cumartesi günü saat 15.00’te yapılacak etkinliğimize katılmanız, bahar sevincimizi çoğaltacaktır. BİR EYLEM HAYDARPAŞA İŞGALİNE KARŞI Biliyorsunuz ki Haydarpaşa Garı kapatılıp sermayenin kasasına

Özgür Gündem kapatıldı. Önce muhabirlerini, köşe yazarlarını, yöneticilerini tutukladılar sonra da gazeteyi kapattılar. Bu filmi 90’ların başında da görmüştük. “Press” sürüyor. Tutukladılar, yaktılar, kapattılar. “Bulvar basınının ve yandaş medya” nın filminin adıysa “üç maymun.” Görmüyorlar, duymuyorlar, konuşmuyorlar. Meslektaşları tutuklanıyor, gazeteleri kapatılıyor ancak onların dilleri tutuk, kalemleri paslı. Oysa özgürlük, duvarlar yıkılırken duvarların arkasında değil, önünde olmaktır. O duvarların bir gün kendi üstlerine de devrileceğini bilmiyorlar. Çünkü cahillik, cemaatçilik ve ceberutluk

Günümüzde Türkiye’nin getirildiği noktada demokrasinin varlığı tartışmalı hale gelmiştir. Eleştirel tavır alan yazar ve gazeteciler terör ile bağlantılı ilan edilip tutuklanmakta ya da işsiz bırakılmaktadır. Akademik özerklik yok edilmenin eşiğindedir. Başta yaşama hakkı olmak üzere, en temel insan hakları fütursuzca çiğnenmekte ya da görmezden gelinmektedir. Biz aşağıda imzası olan yazar, çevirmen, eleştirmen ve yayıncı kuruluşları olarak, Türkiye’de birer yıldırma aracı haline getirilen tutuklamalara son verilmesini, tutuklu yazar ve gazetecilerin derhal

Merdiven başında gördük son gülüşlerini, o günden sonra hayatın akışı, şiirlerin ve şarkıların hevesi değişti. Sonrasındaysa yine onlar suçlandı. Dönemin başbakanı Tansu Çiller, yangının ardından yaptığı açıklamada “halkımıza bir şey olmamıştır” diyerek katilleri korudu. Sivas gazetelerinde katiller yüceltildi. Duruşmalar başladı. Saldırılar yine sürdü. Adalet ara…yışı, sessizlikle örtüldü. Barbarlar ödüllendirildi. Sanık avukatlarının kimisi bakan, kimisi milletvekili, kimisi belediye başkanı oldu. İnterpol’ün on sekiz yıl kırmızı bültenle aradığı Cafer Erçakmak, karakola birkaç

150/152