Türkiye Yazarlar Sendikası

Perşembe, Temmuz 27, 2017

Please update your Flash Player to view content.

Arama

Site Çeviri

Turkish English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 53 ziyaretçi çevrimiçi
Anasayfa TYS Basın Duyurusu

KIRMIZI VE KARA

KIRMIZI VE KARA

Başbakan, “Basın özgürlüğü, kırmızı çizgimizdir.” diyordu. Can Dündar ve Erdem Gül de  tutuklandı, iktidarın kırmızı çizgisi yine karaya döndü.

Bu tutuklamalar, sadece basın tarihimizde değil, hukuk ve demokrasi tarihimizde de kara bir leke olacaktır.

Cumhurbaşkanının “bedel ödetme” histerisiyle gazetecilerini tutuklattığı bir ülkede, adaletten ve yargı bağımsızlığından söz edilemez.

Biz yazarlar bu “kara olay”dan sonra da düşünce özgürlüğünün basının güvencesi, haber alma hakkının halkın temel özgürlüğü olduğuna inancımızı yineliyoruz.

Can Dündar’ın ve Erdem Gül’ün yanında olduğumuzu, bu gözdağı ve baskı günlerinde de özgürlük savaşımımızı sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

 

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

 

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

Değerli şair ,yazar Sennur Sezer'i kaybettik

Değerli Üyemiz,
Sendikamıza değerli katkılarını hiçbir zaman esirgemeyen Sennur Sezer, bu sabah sonsuzluğa gözlerini yumdu. Hayat arkadaşı sevgili Adnan Özyalçıner'in, sendika üyelerimizin ve okurlarının başı sağ olsun.

Sennur Sezer'i yarın, 8 Ekim 2015 Perşembe günü saat 12.00'da Evrensel Gazetesi ve Hayat TV önünden TYS ve Evrensel Basım Yayın'ın da katılacağı ortak bir törenle uğurlayacağız. Sevgili şairimizi Teşvikiye Camii'nde kılınacak ikindi namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda sonsuz uykusuna emanet edeceğiz.

Işıklar içinde uyusun.

Evrensel Gazetesi/ Hayat TV adresi: Silivrikapı Mah. Kuvayi Milliye Cad. Çevre Tiyatrosu Sok. Çaykara Palas Apt. No:1/C Kocamustafapaşa / İstanbul


--
TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

BARIŞ İÇİN YENİDEN

BARIŞ İÇİN YENİDEN

“ SUSUYORUZ”

 

Bir insanın ölümüyle eksilirim ben,

çünkü bir parçasıyım insanlığın.

İşte bu yüzden hiç sorma “Çanlar kimin için çalıyor?” diye

senin için çalıyor."

John Donne

Günler, doğudan batıya, batıdan doğuya ölüme uyanıyor. Gün geçmiyor ki oğullarımız kızlarımız “ölümün büyük suskunluğu”na yatırılmamış olsun.

Şimdi bu büyük suskunlukta şair Donne’un sözüne kulak verme zamanıdır:

“...hiç sorma “Çanlar kimin için çalıyor?” diye, senin için çalıyor.”

Ölen her insanla biz yazarlar da eksiliyoruz.

Artık sözün bittiği yerdeyiz.

Bunun için, çocuklarımızı ölümün değil, barışın suskunluğuna yatırma düşlerimiz için “HER PAZARTESİ” saat 17.00’de Kadıköy Surp Takavor Kilise Meydanı’nda

“BARIŞI SUSUYORUZ.”

 

“Barış İçin Sürekli Sessizlik” buluşmamızda yan yana olmamız, gözyaşlarının çiçeğe duracağı günlere inancımızı daha da pekiştirecektir.

 

Bekliyoruz.

 

YER: Kadıköy Surp Takavor Kilise Meydanı

GÜN: 28 Eylül 2015

SAAT: 17.00

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

BARIŞ İÇİN DİZ DİZE

BARIŞ İÇİN BİR DİZE VER!

Savaş artık kapımızda değil bahçelerimizde.

Barış için bir dize ver!

Odalarımızda kan ve gözyaşı oturuyor artık. İnsan insanın derdi değil kurdu oldu. Ülkemizin geldiği bu kanlı eşik, ancak şairlerin vicdanıyla yıkanabilir.

Doğuda ve batıda her ölüm bizim ölümümüzdür. Pavese, " Ölüm gelecek, senin gözlerinle bakacak." demişti. Ölümün çocuklarımızla göz göze gelmesini istemiyoruz.

"Ortak Barış Şiiri" için bir dize ver! dedik ve şairlerimiz, yazarlarımız ses verdi.

Şimdi ortak şiirimizi sizlere sunuyoruz.

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

 

 

 

 

 

 

BARIŞ İÇİN DİZ DİZE*

Spiker

yeniden oku haberi siperden

barış müzesidir düşlerim.

Kan kokan benim yatağım,

vurulan oğul benim, dul kalan benim

güvercin ve serçe içimdeki her kuş

boynu vurulmuş pelikan

yalnız güvercini değil,

tüm kuşları sana adadım

artık kalbim değil yalnızca ellerim

ilgilenecek bu utançla

ellerim deniz, ellerim hep taş, ellerim çare

ellerim kıpkızıl tırnak içinde.

O kadar söylendi ki savaşa dair

barışı unuttu unutacak neredeyse şair

yine de kutsal bir yağmurdur barış,

o göğertir, yaşatır insanlığı

yine de deriz ki taşırım

elime düşen karanfilin kederini,

kan içinde yatar ergen telaşım

kusursuz bir ölüm gibiydim,

kirlenmedi üstü kimsenin

kalanlar dizlerini dövüyor söz kırıklarıyla

ah kalbimin yarısı sen, sen yaralısın ve yangın,

sarıl umutlarıma rüzgâr dinsin.

Deriz ki ey bezirganları savaşın

rüzgârın kanatlarına bırakın duaları

yıkayın toprağımı çocuk sesleriyle

vatanım olsun onların kalpleri,

gökyüzünde çocuk cıvıltısı,

gözleri çiçeklerin şarkısı

onların kahkahasıdır barış,

duyulur adaletin coğrafyasında yalnızca

gülün sesidir barış, kardeşliğin ekmeği

suyun ışık demeti, tohumdur insanlık yeşerten

sönmesin diye evlerin duru ışığı

toplanıp karanfil olsun diye anaların çığlıkları

analar ilaçtır, sorma nasıl onarırlar batan güneşleri

ama ilk kurşun bir anaya değer önce

onların aşkı barutu ıslatan yağmurdur siperlerde

kan revan sürmesin, gül sürsün diye hayat

barış, çamaşır suyunda unutulmuş

delik deşik bir fanila onlar için

ömür ise hep pabuçlarımızın içinde.

Oğullar, kızlar koşar kalplerinde yine de

biri gülümsediğinde, biri tuttuğunda ellerini

yoksulluğumuz diner yaz yağmurları gibi ağır

yağmur unutursa gülmeyi,

keder yağar üstümüze sonsuzca

yoksuluz, ölüler milletiyiz savaşta,

mezarlıktır vatanımız

oysa diz dize dizelerdik

siyah bir tabuttan başka neyiz ki şimdi

yüz kere toprağa girsek de uyunmuyor, uyunamıyor

her savaş ilanında barış önceden ölür,

her barış sonrasında bir kolsuz karıncayız

savaşın küllerini karıştırırız

direnmiş bir barış közü için, ah belki.

Deriz ki “zeytin gözlüm” savaşta işin ne,

şarkılar perperişan

deriz ki “gökçe martı” avazı,

“güvercin curcunası” İda’da, Ararat’ta

Everest’ten Kilimanjora’ya bir kalp uçumu uzaklık

güvercin gagasında zeytin değil, yorgun bir cümle

deriz ki barış için yolunuyor güvercinin tüyleri

gül ölüyor, manşetten girmiyor bahçe

deriz ki bir şiir savaşa karşı çıkabilir mi diye

soruyor akşamki rüya

deriz ki hiçbir ağdan dost diline düşmesin insansız hava ateşleri

deriz ki çocuklar, cellatlarına sevmeyi öğretebilir mi anne

deriz ki zeytin dalları çiz defterlere,

altına da imza yerine bir kuş

deriz ki barışı mermi diye sürdük namluya

kuşlar konsun diye arpacığına tüfeklerin

deriz ki güvercin yerine barış uçur gökyüzüne

deriz ki kana kan düşman değil,

cana can dostluk için boğazıma değil, boynuma sarıl.

Deriz ki çıkarıp atmalıyız postalları,

ölüm kokuyor çoraplarımız,

asker olmayın yeter

deriz ki bütün tarihe el koydum

ayıplarını örtsün diye

şanlı ve muzaffer orduların

deriz ki ölüm kundağa girdi Alan’la Cemile’yle

korumalıyım aklımı, barışsıl günler için

utan  dünya,  bir oğul  karaya  vurdu,

bir kız, ölümden ıpıssız gökkuşağı.

Deriz ki tüy yumuşaklığında bir bakışı özgürlük bilirken

omuzlarını silkiyor kurşun

ve aralıksız iniyor baharı karşılayan çayırlara

deriz ki doğmasaydım da görmeseydim

can çekiştiğini yurdumun

deriz ki biri bir tarafta öldü, ateş düştü eve

öbürü öbür tarafta, ateş düştü ocağa

deriz ki ah barış, kan ve zulümle

çatlamaz hiçbir tohum,

deriz ki ey barış, seni öpersem tomurcuk değer yarama

deriz ki ey barış, olanlar içimde söz bırakmadı

sadece dünyayı yönetenlerin üstüne etmek istiyorum

deriz ki hey savaş kundakçıları, doymadınız mı daha

deriz ki bırak arkanı,

önce ağzını yıka bol suyla ve barış gelsin

deriz ki çocuklar koşun, barış olsun diyerek

deriz ki bırak çocuklara barışı yüzyıllık gömü gibi

deriz ki sus deme bir şey,

uğur böceğine mi sorsam, yolculuk nereye asker?

Büyümez ölüm, ateş dikenleri üzerinde

bizi öldürün, bizi öldürün

artık barışın içinde erimek istiyoruz

bugün sana gelemem, dün dağlarda öldürüldüm

vasiyetimdir: beni derin bir sessizliğe gömün

barış içinde ve yalnız

son nefeste de söyleriz onu

bir kuşluk vakti sararken dört yanı

kandan güzelleme olmaz barışa

kan değil, gülmek yeşertir insanı

bugün barış emeği gerektir

barış soframızdan eksilmesin kimseler

nasıl çıkar ki bir savaş, barış diye yakarırken halk

Cizre Barış, Barış Cizre...

Kandahar, Halep, Filistin

Ölüm ve Barış, Barış ve Ölüm...

Ne yapsak olmuyor,

öyleyse kanı dinmeyen bir barış sesi kalacak içimizde

insan olun ve dünya boğulmadan

çocukları değil, öfkeyi gömün karanlığa

hangi inanç, hangi kavga

haklı çıkarır bir çocuğu öldürmeyi

koklayın, kanımızdandır gelinciğin kırmızısı

yaradan nehre damlayan o kan,

gülümser yeryüzüne: “Geleceğinim ben senin.”

Ah, o büyük fotoğrafta yanan yarın mı sonsuzluk mu?

Ölü kalbimizde ateş, hâlâ senin için ışıyor.

ellerimizi, kollarımızı bağlasanız da

narlı demirlerle dağlasanız da kalplerimizi

sıkarız dişlerimizi, içimizde saklarız zamanı

çünkü sesimizin çocukluğunu astık duvara

yaşama sevincimizdi çünkü kızıl gül, kırçıl karanfil

ölü çocuklarımızın üstüne serpilmeden önce

barış yazalım gizlice güneşin bir yüzüne

çünkü farkı yoktur bir acıyı yazmaktan

kanla canla uyaklıdır zaman dediğin

ipin tılsımı merhametle dualansın

değmesin öfke kana

bir bir kapansın kör kuyuları düşmanlığın

indirilsin kin bayrakları burçlarından

eğer bir şeyler söylemen gerekirse

sakın vazgeçme yabanıl şiirler okumaktan

gerçek aramızda dolaşıyor nasılsa

kesecek boyun arayan sabırsız bir kılıç gibi.


*Bu şiir, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın şair ve yazarlarının ortak çalışmasıdır ve yeryüzünün bütün savaşlarına karşı bir barış dileği, barış eylemidir.

 

DİZ DİZE VERENLER


Eray Canberk, Sennur Sezer, Cengiz Bektaş, Gültekin Emre, Atilla Dorsay, Buket Uzuner,

 

Sabahattin Yalkın, Barış Pirhasan, Yaşar Miraç, Ahmet Ada, Metin Cengiz, Arife Kalender,

 

Nurullah Can, Salih Bolat, Abdülkadir Budak, Fergun Özelli, Hicri İzgören, Gülsüm Cengiz,

 

Mavisel Yener, Erol Büyükmeriç, Âba Müslim Çelik, Ayten Mutlu, Abdullah Nefes, Suna Aras,

 

Murat Tuncel, Asım Gönen, Bilal Kayabay, Engin Turgut, Osman Bozkurt, Ertan Mısırlı,

 

Aynur Uluç, Nur Saka, Oğuz Özdem, Tevfik Taş, Vecdi Erbay, Nusret Karaca, Güner Demiray,

 

Vedat Yazıcı, Hayrettin Geçkin, Sevim Yazar, Dursaliye Şahan, Ümit Yaşar Işıkhan,

 

Melahat Babalık, Aziz Kemal Hızıroğlu, Nuray Gök Aksamaz, Muazzez Uslu Avcı, Aliye Özlü,

 

Arif Berberoğlu, Erkut Erdoğan, Yılmaz Uçar, Halil İbrahim Özcan, Neşe Yaşın, Muharrem Aslan,

 

Fevzi Günenç, Sadettin Kaplan, Mehmet Dağ, Erhan Tığlı, Ümran Ersin, Nevra Bucak, Tülay Ferah,

 

İkbal Kaynar, İnci Ponat, Hatice Eroğlu Akdoğan, Mine Ergen, İrfan Yıldız,

 

Akın Ok, Aslı Durak, Aytül Akal, İhsan Topçu, Hasan Öztoprak, Cihan Oğuz, Nalan Çelik, İlhan Gülek,

 

M. Mahzun Doğan, Mustafa Köz, Hüseyin Alemdar, Rahmi Emeç, Bülent Tekin, Erol Yıldırım,

 

Koray Feyiz, C.Hakkı Zariç, Özgün E. Bulut, Yılmaz Arslan, İbrahim Tığ, Ulaş Başar Gezgin,

 

Hakan Keysan.

 

 

 

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 3 - 13

3