Türkiye Yazarlar Sendikası

Cuma, Ağustos 07, 2020

Please update your Flash Player to view content.

Arama

Site Çeviri

Turkish English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 8 ziyaretçi çevrimiçi
Anasayfa TYS Basın Duyurusu

Ayasofya Müze Olarak Kalmalıdır

Ayasofya Müze Olarak Kalmalıdır

Sadece ülkemizde değil, dünyanın bütün ülkelerinde insanlığın kazanımlarına, kültürel birikimlerine, aydınlama ve bilimsel aklına, doğasına saldırılar durmadan artıyor. ABD'den Rusya'ya, Rusya'dan Brezilya'ya, Brezilya'dan Hindistan'a, İsrail'den  ülkemize kadar... Gün geçmiyor ki bu ülkelerin siyasetçileri; ceplerinden kutsal kitaplar, dev ulusal bayraklar çıkarıp kitlelerini coşturmaya kalkmasın. Biz de tarihsel bilgimizle anlıyoruz ki yine bazı çuvallara bazı mızraklar sığdırılacak ve bir gözbağcılık, bir tavşana bak oyunu oynanacak. İnsanlık yine pazarlık masalarına yatırılacak.

Bu ülkede sürekli halkın inançlarının, etnik kimliklerinin, cinsiyetlerinin, dillerinin siyaset meydanlarında ayaklar altına alınmasının, pazarlık konusu yapılmasının sonu gelmeyecek mi? İşte insanlığın kültürel mirasının gözbebeklerinden bir anıt, Ayasofya meydanlara sürüldü.

Bu dünya kültür mirası anıt; bir kilise, bir cami olduğu gibi aynı zamanda bin yılların yorgunluğunu taşıyan bir yapı. Uluslararası fonlar, destekler, bilgi birikimi ve tecrübeyle ayakta tutuluyor. Tarihçiler, sanat tarihçileri, arkeologlar, mimarlar anıtın korunabilmesi için müze olarak kalması gerektiğini yazıp söylüyor. Oysa ortalıkta fresklerin, resimlerin perdeyle kapatılmasından başka bir önlem gözükmüyor. Bu ülkede uzun yıllardır bilimin, aklın aydınlığının ve vicdanın sesi zorla susturuldu, meydanı hamaset, anket, siyaset ve pazarlık aldı. Umudumuz yok, ama söylemek boynumuzun borcu: Gelin aklın ve bilimin yolunu izleyin; Ayasofya'yı müze olarak bırakın.

Türkiye Yazarlar Sendikası

 

Karaoğlan Gençlik Merkezi Ihlamurdere Cad. No: 50/5 Beşiktaş/ İstanbul80700

www.turkiyeyazarlarsendikasi.org

E-Posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

@turkiyeyazarlarsendikasi



Edebiyatımızın Büyük Kaybı

Edebiyatımızın Büyük Kaybı

Uzun süredir yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren edebiyatımızın “ince belleği”, romancı Adalet Ağaoğlu'nu yitirdik.

“Edebiyatımızın ince belleği” dedik; çünkü bizim gibi ülkelerde “yazı insanı” olmak sadece “yazmak” demek değil. Adalet Ağaoğlu bunu en iyi bilen kuşaktandı. O, yazının hemen her alanında kalem oynatırken aynı zamandan ülkesinin toplumsal tarihini de kayda geçirdiğinin bilinciyle yazdı. Hem roman yazdı, hem düşünce üretti hem de eylem içinde oldu, hiç çekinmeden düşüncelerini söyledi.

Bu yüzden bizim için sadece Fikrimin İnce Gülü'nün, Ölmeye Yatmak'ın, Hayır'ın yazarı ölmedi, ayın zamanda örnek bir yazar, örnek bir aydın, örnek bir insan da öldü. Büyük üzüntü içindeyiz. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

 

 

Karaoğlan Gençlik Merkezi Ihlamurdere Cad. No: 50/5 Beşiktaş/ İstanbul80700

www.turkiyeyazarlarsendikasi.org

E-Posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız @turkiyeyazarlarsendikasi

2 Temmuz Sivas Katliamı Bitmiyor, Acısı Dinmiyor

2 Temmuz Sivas Katliamı Bitmiyor, Acısı Dinmiyor

Sivas Katliamı'nın 27. yıldönümünde; özgürlük,eşitlik taleplerini seslendirenler, Sivas'ta insanlarımızı yakan yangının sönmediğini, için yanmaya devam ettiğini, her gün yeniden görüyor, okuyor ve tüm benliklerinde hissediyorlarlar. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'a gelen ve düzenlenen etkinliklere katılan şair, halk ozanı, düşünür, sanatçı ve halkoyunu oynayan genç kız ve erkekler yakılarak katledilmişti.

2 Temmuz 1993'te Sivas'ta yaşadıklarımızı, “Kışkırtılmış bir grup vahşinin yarattığı vahşet” olarak gelecek kuşakların belleğine kazınmasını isteyenlere karşı, “gerçekte ne olduğunu” anlatmayı sürdüreceğiz. Dedik ve diyoruz ki “Siyasi iktidar ile din ilişkileri, iktidarın sürdürülmesi için araçsallaştırıldığında o toplumu geliştirecek düşünce özgürlüğünün önüne her türlü engel çıkarılır.” Bu ülkede düşünce özgürlüğünün her gün yakıldığına tanık olduk, oluyoruz. Dedik ki, “Din ve siyaset bir araya gelemez, gelirse bu aydınlanma ışığının sönmesidir”.

Ve 2 Temmuz 1993'te o ışığı topluma anlatmaya çalışan insanlarımızı ellerindeki meşalelerle yakanlar, bugün okullarımızda her gün, “annelerinin diz kapağının evlatlarına haram olduğunu çocuklarımıza” anlatıp duruyor. Kadın ve erkeklerin bir ve eşit olamayacaklarını anlatıp duruyor; insanların, dinlerine göre aşağıda ve yukarıda, diye bölündüğünü anlatıp duruyor. İnsanları; mezheplerine, sınıflarına, servetlerine, göre ayrıldığını vaaz edip duruyor. 2 Temmuz 1993'te yaktıkları ateş, tüm toplumu kıyım kıyım her köşesinden yakıyor. Katliamın eylemsel ve düşünsel destekçileri davranışları ve sözleriyle yangını sürdürmeye devam ediyor.

Katliam sanığı olarak yargılananlar; arandıkları süreçte askere gittikleri resmi evlilik yaptıkları, Sivas'ta yaşayıp öldükleri, katliam sorumlularıyla ilgili belgelerin gizlendiği ortaya çıkmıştı.

Türkiye Yazarlar Sendikası, Manos Kitap ve Kor Kitap olarak katliamı bir kez daha lanetliyor bilinen sorumluların ortaya çıkarılması talebimizi yineliyoruz. Bu yıl da bütün bunları tekrar anlatmak için, vurgulamak için bir araya geliyoruz. O kıyımda yitirdiğimiz aydınlamacı eleştirmen, aydın Asım Bezirci'nin mezarı başında olacağız. Bu kıyıma dayanamayıp hayatını kaybeden ve hemen yanına defnedilen, Asım Bezirci'nin “sınıf arkadaşı”, şair Rıfat Ilgaz öğretmenimizi de anacağız. 2 Temmuz 2020'de saat 11'de Zincirlikuyu Mezarlığı'nda olacağız.


--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Karaoğlan Gençlik Merkezi Ihlamurdere Cad. No: 50/5
80700 Beşiktaş/ İstanbul
0212 259 74 74

TYS ve PEN Türkiye ortak açıklaması

Gazeteci Soner Yalçın Sözcü Gazetesi'nde yayınlanan 19 Haziran 2020 tarihli 'Ahlâk Davası' başlıklı köşe yazısında, sendikamızın kurucu genel başkanı Yaşar Kemal için, "Yaşar Kemal şahsına yararı olmayan hiçbir şeyle ilgilenmedi maalesef..." diyerek, haksız bir değerlendirme yapmıştır.

Yaşar Kemal, Kürt Sorunu, Ermeni Sorunu, Demokrasi, Özgürlük gibi ülkenin temel sorunlarında, çağının tanığı olmanın yanında sanığı da olmaktan çekinmeyerek cesurca gerçeğin, haklının, mazlumun yanında, ezilenden, sömürülenden, kırımlara uğrayanın, dili, kültürü yasaklananın, tehcir edilenin, öldürülenin, sürgüne gönderilenin, devletin sopası başından eksik edilmeyenin yanında safını belirlemiştir.  

'Zulmün Artsın' diyerek zalime karşı durmuş susmamış, yılmamış sözünü hep söylemiştir.

Yaşar Kemal yaşamı boyunca, örgütlü mücadelenin içinde yer almış, 12 Mart Darbesi ile ülkemizin içine düşürüldüğü karanlığa karşı, yazarların emeğinin korunması, tam bir söz ve yazı özgürlüğünün gerçekleştirilmesi ve korunması için her türlü yasal mücadeleyi sürdürmek amacıyla kurulan Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucu genel başkanı olmuştur.

Yaşar Kemal Türkiye PEN Yazarlar Derneği'nin ilk genel başkanıdır. 12 Eylül faşizminde tüm dernekler kapatıldıktan sonra PEN Türkiye’nın yeniden hayata dönmesini sağlayandır. 

1960'lı yıllarda, TİP'nin Genel yönetim ve Merkez Yönetim Kurulu üyesi olmuş, radyoda parti sözcüsü olarak konuşmuştur. Mahalle mahalle, kahve kahve dolaşıp Türkiye İşçi Partisini anlatmıştır.

Aydınlar Dilekçesinin dinamolarındandır.

İnsanlığın yüzkarası olan F Tipi cezaevlerine karşı en cesur sesi yükseltmiş, açlık grevlerine son verilmesi için en büyük mücadeleyi vermiş isimdir.

Reklamını yapmadan, böbürlenmeden, kimselere belli etmeden, hapishanelerde çürüyen aydınlara, haksız yargılananlara her daim el uzatmış insandır.

Yaşar Kemal, "namuslu bir hayat yaşamış" gerçek bir aydınımızdır.

Edebiyatımızın evrensel sesi Yaşar Kemal yaşamıyla, yapıtlarıyla hep yaşayacaktır.


Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Türkiye

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 2 - 20

2