Türkiye Yazarlar Sendikası

Pazar, Mayıs 27, 2018

Please update your Flash Player to view content.

Arama

Site Çeviri

Turkish English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 30 ziyaretçi çevrimiçi
Anasayfa TYS Basın Duyurusu

Metal- İş Grevi / Basın Bildirisi‏

GREV HAKTIR,  YASAKLANAMAZ

AKP Hükümeti, metal işçilerinin grevini  hukuksuz  bir kararla yasakladı. Birleşik Metal-İş Sendikası’nın metal iş kolundaki 15 bin işçiyi kapsayan grev kararı, yapılan oylamalarda sendikanın üye sayısını aşan bir işçi iradesiyle desteklenmiş ve 29 Ocak’ta uygulanmaya başlanmıştı.

Bakanlar Kurulu, aynı gün toplantı yapmaksızın aldığı bir kararla grevi “milli güvenliği bozucu olduğu” gerekçesiyle durdurdu.  Bu “acil yasaklama, iktidarın işçilerin hak arayışından ne kadar korktuğunun da açık bir göstergesidir.

Bakanlar Kurulu kararının “grev ertelemesi” olduğu söylemi gerçekçi değildir. Bu uygulama gerçekte bir erteleme olmayıp tartışmasız grev yasağıdır. Önceki yıllarda yaşanan cam ve maden işçilerinin grevlerinden sonra metal işçilerinin grevinin de Bakanlar Kurulunca  “milli güvenlik” gerekçesiyle yasaklanması, en temel insan haklarına aykırıdır.

Bu “yasa dışı yasaklama”, iktidarın emekçi düşmanı yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmıştır. Hiç şüphesiz, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkının etkin kullanımı ancak grev hakkının varlığı ile mümkündür.

Biliniyor ki bu gerekçeyle “ertelenen” grevler, Danıştay erteleme kararını iptal etmedikçe süresiz durdurulur. Metal işçilerinin iradesiyle başlattıkları grevin, yasal düzenlemelere, iç hukuka ve uluslararası hukuka açıkça aykırı olarak yasaklanması asla kabul edilemez.

Hükümet,  yalnız patronların değil emekçilerin de hükümeti olduğunu unutmuş görünüyor. Öyle ki Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin hükümete teşekkürü de iktidarla sermayenin iş birliğinin bir belgesi değil midir?

Ne diyordu Büyükekşi?

“Hükümetimiz taleplerimizi dikkate alarak Bakanlar Kurulu Kararı ile bu grevi erteledi, Hükümetimize bu karardan ötürü teşekkür ediyoruz ve bu kararı destekliyoruz”

Ama biz biliyoruz ki bu erteleme-yasaklama, emeklerinin karşılığını almak için en temel haklarını kullanan işçilerin iradesini yok saymaktır.

Bu bilinçle, iktidarla sermayenin iş birliğini bozmak ve  işçilerin grev hakkını savunmak için tüm emek-demokrasi güçlerini dayanışmaya çağırıyoruz.

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

Charlie Hebdo İçin Basın Açıklaması Daveti‏

Bu Kan, Özgürlüğün Kanı!

“Kan var bütün kelimelerin altında.” diyordu Cemal Süreya.
Yalnızca kelimelerin mi?
Şimdi her şeyin altından kan ve gözyaşı sızıyor. 
İçimizden, dışımızdan, kalplerimizden, ruhlarımızdan.
Odalarımızda, balkonlarımızda, bahçelerimizde barış değil, kan ve gözyaşı oturuyor.
Onlar açıyor sabah kapımızı, onlar örtüyor geceleri göz kapaklarımızı. 
Ancak bu kanı akıtan biz değiliz. 
Ama bu kanın içinde bizi de boğmak istiyorlar. 
Biz yazarları, karikatüristleri, ressamları, heykeltıraşları, oyuncuları kendi cinnetlerine kurban ediyorlar. 
Düşünüyoruz, özgürlük istiyoruz, barış istiyoruz diye kalemlerimizi, divitlerimizi kırmak, mürekkeplerimizi kinleriyle zehirlemek istiyorlar. 
Doğal dinsel, kültürel, siyasal farklılıkları düşmanlığın kanlı ırmağıyla kirletmek istiyorlar. 
Öldürüyorlar, tutsak kılıyorlar, insanları kendi zalimliklerinin suç ortağı yapıyorlar.
Biz biliyoruz ki insanlık; temiz, aydınlık bir yeryüzü için, bu yeryüzünün esenliği için sanatçılarını yüceltmeyi hiçbir zaman unutmayacaktır. 
Zalimlerin kaba baskıları, zulümleri, katliamları özgür düşüncenin ışıklı ırmağını kurutamayacaktır. Paris’teki karikatürist dostlarımızın katledilmesinin kalplerimizde açtığı yara, çok sıcak ve çok derindir. Bu yaranın daha da açılmaması için şimdi yeryüzünün bütün sanatçılarının yan yana gelmesi tarihi bir zorunluluktur.
Bizler bugün burada bu zorunluluğu, vicdani sorumluluğu dünya kamuoyuna yeniden duyurmak için buluştuk. Komşusunun evini yakıp o ev yanarken o ateşte yumurtasını kaynatmak isteyen vicdansızları, o ateşin kıyısında din siyaseti yapan din tacirlerini lanetliyoruz.
Dünya yanarken, sanatçıları öldürülürken gündelik dillerini yine ayrıştırıcı, düşmanlaştırışı algı üzerine kuran siyaset bezirganlarını lanetliyoruz.
Yeryüzü barışının kinden, kandan uzakta kurulacağını ve bu “yeniden inşia”da sanatçıların büyük görevler üstleneceğini biliyoruz.
Bu bilinçle, yeryüzünün bütün sanatçılarını “barış için yeniden eylem”e çağırıyoruz.

 

Türkiye Yazarlar Sendikası

Özerk Sanat Konseyi

Homur Mizah Grubu

Toplanma Yeri ve Saati: Taksim Fransız Konsolosluğu öne, Saat: 18.00

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

MELİSA GÜRPINAR DA SONSUZLUKTA

MELİSA GÜRPINAR DA SONSUZLUKTA

ŞİMDİ “HER HARF BİR MELEK”

Sendikamızın Oktay Akbal başkanlığı döneminde genel sekreterliğini de yapan (1991-1993) şairimiz Melisa Gürpınar’ı yitirdik.

Daha çok şiirleriyle tanıdığımız yazarımız; tiyatro eleştirileri, tiyatro oyunları, çocuk kitapları, anlatı ve romanlarıyla edebiyat tarihimizde değerli yerini aldı.

Bir kitabının adında da dediği gibi “Yeni Bir Gün Şarkısı” sustu. Artık okur için “Her Harf Bir Melek” olacak sonsuzca.

Yazarımızı 26 Kasım Çarşamba günü Şakirin Camii’nde kılınacak ikindi namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı’ndan sonsuzluğa uğurlayacağız.

Sözcükler içinde uyusun.

--

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
0212 259 74 74

TYS ve İHD Kayıplar İçin Şiirler Kitabı İçin Basın Duyurusu

 

 

TYS ve İHD Kayıplar İçin Şiirler Kitabı İçin Basın Duyurusu

“Önce otu biçmek, hâlâ canlı olan son bitkiye kadar her şeyi kökünden sökmek. Toprağı tuzla sulamak… Sonra otun belleğini öldürmek, bilinçleri sömürgeleştirmek için onları yok etmek; yok etmek için geçmişlerini boşaltmak. Bölgedeki tüm sessiz tanıkları, hapishaneleri, mezarlıkları ortadan kaldırmak.”

Böyle diyor Eduardo Galeano “Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri” kitabında. Otun belleğini öldürmek, toprağı tuzla sulamak istediler.

Onlarsa aşkın ve barışın geleceği için gece gündüz bir “yeryüzü çiçeği” büyüttüler. Latin Amerika’dan Filistin toprağına kök salmış o kutsal çiçek için ışıklı ve sonsuz bir bahçeydi kalpleri.

Ne istiyorlardı? Aşk.

Ne istiyorlardı? Barış.

Ne istiyorlardı? Özgürlük.

Aşkla kurulan özgürlük düşlerini silahlarla, zincirlerle, işkencelerle susturmak istediler.

Susturdular mı, susturabilirler mi? Hayır. Bugün kayıpların kalplerinin çarptığı küçük mezarlıklarda, kuytu vadilerde, kör kuyularda, okyanus yataklarında yükselen tek ses var: “Bir gün yine geleceğiz!”

. . .

Biz de diyoruz ki: “Onlar bir gün yine gelecekler.”

Bu bilinçle hazırladığımız “Kalpleri Küçük Bir Bahçe Onların” kitabı da onlara adandı.

Şairlerimiz kayıplar için vicdanlarının sözcükleriyle bilediler.

Cumartesi Anneleri’nin “sonsuz yas”ı bizim de acımızdır, dediler.

Türkiye Yazarlar Sendikası ve İnsan Hakları Derneği’nin hazırladığı bu kitap, 500. buluşma için de bir anı, bir armağandır.

Türkiye Yazarlar Sendikası İnsan Hakları Derneği

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 14

7